Reklam Alanı
Reklam Alanı
violence
Editörden 0

Şiddet İçerikli Oyunlar ve Çocuk Gelişimine Edebi Bakış

Şiddet içerikli oyunların ya da şiddete yönelteceği düşünülen silah, tank gibi oyuncakların çocukları kötü etkileyeceği genel bir görüştür. Ufak bir kesim ise bilinçli olarak çocukları bu tür oyunlara yönlendirmesine karşın genellikle çok da kontrol altında tutulamaz. Dolayısıyla da şiddete yönlendireceği düşünülen oyunlar ve oyuncaklar ile çocuklukları geçmiş olur.

guns

Bu konuda bir diğer görüş ebeveynlerin bilincini yok sayarak bu tür oyunların çocuklar için olumlu olacağı yönündedir. Örneğin; el ve göz koordinasyonun geliştirilmesi, gelecek şiddet içerikli eylemleri dış dünyaya yansıtmaması gibi…

Sizlere çocuğunu bilinçli bir şekilde şiddet içeren oyun ve oyuncaklarla geçirmesine destek olan bir baba figürünü tanıtmak istiyorum. Belki ilginç, belki de tanıdık gelebilecek bir bakış açısından; daha doğrusu kısa süre önce hayatını kaybeden değerli yazar ve düşünür Umberto Eco’nun bir denemesinden kısaca bahsetmeye çalışacağım.

kids-with-guns

Öncelikle şiddete karşı eğilimin, savaşmanın bir atasal dürtü olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Çocuğunuza vereceğiniz oyuncak kılıçlar, arbaletler, bombalar, tüfekler, roketatarlar ile bu dürtüyü küçüklükten kontrol altında tutabilirsiniz. Aynı zamanda tüm bu savaş aletlerini tarihsel dönemlerle ilişkilendirerek çocuğunuz, o döneme ilişkin hem fikir sahibi olabilir hem de hayal gücü gelişim gösterebilir. Kısaca tüm bu içgüdülerin temizlenmesi ve doyurulmasıyla gelecekte çok daha iyi bir nesil yetiştirilebilir.

lego

Peki, legolar, oyuncak arabalar, monopoly gibi oyunlarla yetiştirsek neler olabilir hiç düşündünüz mü? Durmadan dans eden ve konuşan oyuncak bebeklerle, uzaktan kumandalı arabalarla büyüyen bir çocukluktan ne çıkabilir? Lego bloklarıyla yetişerek bürokrasinin zombileri haline gelecek çocuklar mı, yoksa kiracısını soğukta kapı dışarı koyan, monopoly ile arsa satımına alışarak korkunç kişiliklere bürünebilecek olan nesiller mi?

monopoly

Evet, belki tüm bunlar birer kuruntu ya da abartılmış ifadeler ibaret olabilir. Ama ufak da olsa haklılık payını düşünmek gerektiği kanaatindeyim.

Yazıya son vermeden önce sizlere Umberto Eco’nun 1964 yılında yazdığı ve bu yazı için bana fikir veren “Oğluma Mektup” isimli denemenin son pasajının alıntısını sunuyorum.

Sapkın çocuk terbiyesi mi diyorsunuz buna? Ve siz, doğumundan beri faşistlere düşman olan bey, çocuğunuzla partizanlar oyununu oynadınız mı hiç? Yatağın arkasına gizlenip de Langhe Vadileri’ndeymiş gibi yaparak, “Dikkatli ol, sağdan Kara Faşist Tugayı geliyor!” diye bağırdınız mı? “Bir toparlanmadır bu, ateş ediyorlar, Nazilerin ateşine karşılık verin!” Hayır, siz oğlunuza inşaat blokları verdiniz ve onu Amerikan yerlilerinin kökünü kurutan dövüşleri göklere çıkaran filmlere gönderdiniz hizmetçiyle.

İşte böyle, sevgili Stefano, sana tüfekler vereceğim. Ve gerçeğin hiçbir zaman tamamen bir yanda olmadığı son derece karmaşık savaşlar oynamayı öğreteceğim sana. Gençlik yıllarında bir hayli enerji açığa çıkaracaksın, fikirlerin biraz karışık olabilir ama yavaş yavaş bazı kanılar geliştireceksin. O zaman, büyüdüğünde, bütün bunların bir peri masalı olduğuna inanacaksın: Kırmızı Başlıklı Kız, Külkedisi, tüfekler, toplar, düello, büyücü kadın ve yedi cüceler, ordulara karşı ordular. Ama olur da, büyüdüğünde, çocukça düşlerinin o canavar tipleri hala sürüyor olursa –büyücüler, cüceler, devler, ordular, bombalar, zorunlu askerlik hizmeti- belki de peri masallarına karşı eleştirel bir tavır kazandığın için, yaşamayı ve gerçekliği eleştirmeyi öğreneceksin.

Tamer Kartal {Tamer}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe